MİZAÇLAR -5

MİZAÇLAR -5---(YALNNIZCA PRATİK BİLGİ AMAÇLIDIR) ÖZET...

1. Hıltların karşılığı olan dört unsurdan hava, ateş, toprak, su direkt olarak verilmemiştir.

2. Tabloda kan, safrâ, sevdâ, balgam şeklindeki sıra, eserde sevdâ, kan, balgam, safrâ şeklinde.

3. Tabloda tatlı, acı, ekşi tuzlu şeklindeki sıra, eserde acı, ekşi, tatlı, tuzlu şeklindedir.

4. Fiziki özellikler tabloda yaş-sıcak, kuru-sıcak, kuru-soğuk,byaş-soğuk şeklinde mürekkep iken, eserde kuruluk, yaşlık, sıcaklık, soğukluk şeklinde ve dolaylı biçimde geçmektedir.

5. Sevdânın meclise misk (siyah), kanın gül (kırmızı), balgamın beyaz, safrânın sarı renkli elbiseyle gelmesi teorinin renk özelliklerine uygundur.

6. Aynı mecliste sevdâ dalakta (tabloda dalak-mide), safrâ ödde (tabloda karaciğer-öd), kan karaciğerde (tabloda kalp-akciğer), balgam da akciğerde (tabloda beyin) oturmuş olup bu organlar
parantez içinde verdiğimiz organlara göre sadece sevdâ ve safrâ için uygundur. Ayrıca sevdâ da muğlâk olup, Maraz’ın girdiği yer ve uygulanan tedavi usulünde sevdânın yeri baş gibi gözükmektedir. Balgamın bulunduğu organ ise beyin yerine akciğerdir. Aslında bu fark, marazın ortaya çıkmasına hıltlar arasındaki yanlış bir oturtmanın sebep olduğunu düşündürse de buna dair bir ipucu bulunmamaktadır. Fuzûlî bu durumun okuyucu tarafından anlaşılmasını istemiş de olabilir. Beden ülkesindeki bozulma ilk olarak hıltların yerlerine oturtulduğu bu
mecliste başlamıştır. Her biri kendisini beğenip üstünlük taslayınca Ruh çok kızmıştır.

7. Dört hıltın mecliste kendi karakterlerini tanıtması tabloya uygundur: Sevdâ, hayâl cevherlerini dizen, Safrâ’ya göre deli divane, oturuşu kalkışı yavaş birisidir (içe kapanık). Safrâ,makamdan makama dolaşan, hayat askerlerinin kılavuzu, Kan’a göre her mizaçta acılı ve kötü, çabuk girip yavaş tedavi gören (öfkeli) birisidir. Safrâ’yı eleştiren Kan, yaşamayı sağlayan (sıcakkanlı) birisidir. En son söze giren Balgam ise övünüp duran, Kan kendisine muhtaç ve Vücûd da zaten kendisinden ibaret (soğukkanlı) birisidir.

8. Maraz’ın, Gıda vasıtasıyla hıltları kullanıp Beden diyarına girmek istediğinde önce sevdânın dairesine uğraması, sevdânın içine kapanık ve aldatılmaya daha uygun oluşuyla ilgili  Sıhhat u Maraz'da Ahlât-ıErbaanın İşlenişi Mukaddime, Sayı 1, 2010 137 görünmektedir. Eserin bu bahsinde ahlât teorisinin karakter, fiziki özellik, mevsim (dolaylı), musiki ve tedavi şekliyle ilgili unsurlarının işlendiği görülmektedir. Sevdâ öbür hıltlara üstün gelince Akl’ın tedbiriyle, hıltların fiziki özelliklerine zıt ilaçlar verilmeye başlanmıştır. Sevdâ’ya ait özellikler sırayla:

zeytin=ekşi/, anber=siyah/, kanun=buselik-zengule/,
kâfur=keskinlik-sonbahardır. Kan’a ait özellikler içki vb=tatlı/,
doygun gül=kırmızı/, taze sebzeler=ilkbahar/, ud=ısfahannevadır. Balgam’a ait özellikler ham şarap=acı/, üç telli
tanbur=Hüseynî makamı/, inci=beyaz/, nilüfer=kış, sudur.
Safrâ’ya ait özellikler şeker=tatlı, kemençe=rast makamı/,
altın=sarı/, taze gül=yazdır.
Sonuç olarak, Sıhhat u Maraz’da sıhhatli, güçlü, ancak hıltların gaflet
ve zevk ü sefasıyla düzeni bozulan Rûh’un, kendi güzel zatını ancak zayıf
ve arıklıkta anladığı mesajı verilmiştir.
Sıhhat u Maraz’da ahlât-ı erbaanın, esaslarına uygun biçimde işlenip
işlenmediği bir tıp eserinden hareketle ortaya konulabileceğinden,
15.yüzyıl başlarında Cerrah Mes’ûd tarafından Farsçadan tercüme
edilmiş bir tıp eseri olan Terceme-i Hulâsa-i Tıb ile eseri mukayese
ederek aradaki uygunluk durumunu göstermek istiyoruz. Bu tıp eseri,
Abbasîlerin beşinci halifesi Me’mûn’un vücudunda çıkan yaralar üzerine
cerrahbaşı Şeyh Ebû Tâhir bin Muhammed-i Arabî tarafından Hulâsa fî-
fenni’l-cirâha adıyla yazılmıştır. Cerrah Mes’ûd bu eserin FarsçaPehlevîce karışık nüshasını görmüş ve daha iyi anlaşılması için 30 bölüm
halinde Türkçeye çevirmiştir. 4
 Ahlât-ı erbaanın birinci bapta anlatıldığı
bu eserde ahlât, hastalıkların teşhis ve tedavisinde önemli yer tutmaktadır.
Bu bapta Âdem’in 15 parçadan meydana getirildiği söylenip bu cüzlerin
kan, safrâ, balgam, sevdâ, deri, sinir, damar, et, yağ, kas kemik, kıkırdak,
tırnak ve kıl olduğu belirtilmiştir. İzaha göre, hekimler dört unsurun dört
ahlâta karşılık geldiğini bilerek sıcak-yaş olan kanı sıcak-yaş olan
havaya; sıcak-kuru olan safrâyı sıcak-kuru olan ateşe; soğuk-yaş olan
balgamı soğuk-yaş olan suya; soğuk-kuru olan sevdâyı soğuk-kuru olan
toprağa benzetmişlerdir. Allah, bu dört erkânı sebep kılarak Âdem’i bir
damla nutfeden yaratıp akıl ve ruhla da yükseltmiştir. Kan eksiltmeyle
yapılan bir tedavi türü olan hacamat dört türlü olup, ilki sıcak-yaş olan
kanın arttığı bahar gününde olup, ilaç ona göre verilmelidir. İkincisi
sıcak-kuru olan safranın arttığı yaz gününde olup, ilaç ona göre
verilmelidir. Üçüncüsü soğuk-kuru olan sevdanın arttığı güz mevsiminde
4
 Cerrah Mes’ud, Tercüme-i Hulâsatü fi’t-tıb, Süleymaniye Kütüphanesi, Fatih, no. 3550. Muhittin Eliaçık
Mukaddime,
Sayı 1, 2010
138
olup, ilaç ona göre verilmelidir. Dördüncüsü de soğuk-yaş olan balgamın
arttığı kış gününde olup, ilaç ona göre verilmelidir. Kan baskın olmanın
alameti benzi kızıl, bedeni sıcak, kol damarı dolu ve tez atar, bevli de
kızılımsı olmaktır. Safrâ baskın olmanın alameti buğday tenli, bedeni
sıcak, ağzı acı, bevl rengi sarı ve kol damarı da dolu ve hızlı atar
olmaktır. Balgam baskın olmanın alameti benzi ak ve semiz, bedeni ılık,
kol damarı gevşek-zayıf, bevl rengi ak olmaktır. Sevdâ baskın olmanın
alameti bedeni siyaha çalar, gövdesinde kıl uzun, bünyesi zayıf, bevli
siyahımsı olmaktır. Buna göre, her organ her şahsın bedenine göre tedavi
edilmelidir. Kuru ilaçlar için hangi eczanın sıcak, soğuk ve sıcak-kuru
olduğu; çekici ilaçların ne ile ve hangi tabiatla çekici olduğu; yumuşatıcı
ilaçların hangi tabiatla yumuşatıcı olduğu; bitirici ilaçların hangi tabiatla
bitirici olduğu ve açıcı ilaçların da hangi tabiatla açıcı olduğu iyi
bilinmelidir. Bütün bunlar teşhis edilip bahar, yaz, güz ve kış ilaçlarının
ne olduğu iyice bilinerek tedavi ona göre yapılmalıdır.
Şimdi de bu eserle Sıhhat u Maraz’ı ahlât-ı erbaa bakımından
mukayese edelim:
1. Bu eserde hekimler dört unsurun dört hılta karşılık geldiğini
bilerek teşhis ve tedavi uygulamaktadırlar. Yani hastalıklar kanhava, safrâ-ateş, sevdâ-toprak, balgam-su ilişkileri kurularak
tedavi edilmektedir. Âdem’in dört unsur sebep kılınarak bir
damla nutfeden yaratılıp akıl ve ruhla yükseltilmesi de insan
bedeninin tabiattaki dört unsura göre ayarlandığına işaret
etmektedir. Sıhhat u Maraz’ın tedavi kısmı da yaklaşık bu yönde
olup, hıltların teori tablosunda gösterilen özelliklerinin zıddı
yönünde perhiz uygulanmakta, ilaçlar da buna göre
verilmektedir.
2. Eser, öncelikle bir tıp eseri olduğundan Sıhhat u Maraz gibi
edebî ve alegorik anlatım taşımaz. Dolayısıyla direkt olarak
teşhis, tedavi ve ilaçlar anlatılır. Hacamat yoluyla yapılan tedavi
dört türlü olup sırayla, kanın arttığı ilkbaharda, safrânın arttığı
yazda, sevdânın arttığı sonbaharda ve balgamın arttığı kışta
yapılır; ilaçlar da bu mevsimlere göre verilir. Böylece, ahlât
teorisinin mevsime göre uygulanan tedavi şekli anlatılmıştır. Bu
mevsimsel tedavi, hıltların teori tablosundaki özelliklerine göre
belirlenmektedir.
3. Sıhhat u Maraz’da sevdâ başa, safrâ öde, kan karaciğere,
balgam da akciğere oturtulmuşken bu tıp eserinde dört hıltın  Sıhhat u Maraz'da Ahlât-ıErbaanın İşlenişi
Mukaddime,
Sayı 1, 2010
139
bulunduğu organlar verilmemiş; ancak, dolaylı yönden teori
tablosuna uygun olduğu gösterilmiştir.
4. Terceme-i Hulâsa-i Tıb’da insan bedeninde karakter, fiziki
özellik, renk ve tat özellikleri dört hıltın baskın olma alametleri
içinde verilmiştir: kan baskın olmanın alameti benzi kızıl, bedeni
sıcak, kol damarı dolu ve tez atar, bevli de kızılımsı olmaktır.
Safrâ baskın olmanın alameti buğday tenli, bedeni sıcak, ağzı acı,
bevl rengi sarı ve kol damarı da dolu ve hızlı atar olmaktır.
Balgam baskın olmanın alameti benzi ak ve semiz, bedeni ılık,
kol damarı gevşek-zayıf, bevl rengi ak olmaktır. Sevdâ baskın
olmanın alameti bedeni siyahımsı, gövdesinde kıl uzun, bünyesi
zayıf, bevli siyahımsı olmaktır. Bu özellikler teori tablosuna
uygundur. Sıhhat u Maraz’da ise, bu yöndeki ayrıntılar tedavi
bahsinde verilmiş olup, safrâ ve balgamdaki perhizde tatlara göre
bir uyumsuzluk görülmektedir.
5. Konuların bir cerrah tabibin gözüyle anlatıldığı Terceme-i
Hulâsa-i Tıbb’a göre tedavi, ilaçların sıcak, soğuk, kuru, çekici,
yumuşatıcı, bitirici, açıcı yönleri teşhis edilerek ve hangisinin
bahar ilacı, yaz ilacı, güz ilacı ve kış ilacı olduğu iyice bilinerek
yapılmalıdır. Tıp konularının alegorik üslupla işlendiği Sıhhat u
Maraz’da ise tatma, görme, duyma, koklamaya yönelik perhiz
uygulanmıştır.
İki eseri ahlât-ı erbaa teorisi tablosunu önümüze alarak mukayese
edelim:
Özellikler Sıhhat u Maraz Terceme-i Hulasa-i Tıbb
Dört unsur Verilmemiş Kan=hava, safrâ=ateş, sevdâ=toprak,
balgam=su
Hıltlar sevdâ, kan, balgam, safrâ kan, safrâ, sevdâ, balgam
Organı Kan = karaciğer, safrâ = öd,
balgam = akciğer, sevdâ = dalak
Verilmemiş.
Mevsimi Sevdâ=kâfur?, kan=taze sebze,
balgam=nilüfer, safrâ=taze gül?
Kan=ilkbahar, safrâ=yaz, balgam= kış, sevdâ=güz
Yaş dönemi Ayrıntı verilmemiş. Ayrıntı

 
Eklenme Tarihi : 14/02/17 14:01:26   -   Görüntülenme : 477
 
 

Makaleler Ana Sayfasına Git