Hacamat

Hacamat, tıkanıklık ve en fazla zararlı maddenin toplandığı belli bölgelerdeki ince damar ve kılcal damarlardan kan alınmasıdır. Büyük damarlardan kan aldırmak da faydalıdır. Mesela, sağ dirseğin toplardamarından kan alınırsa, karaciğer, sol dirseğin toplardamarından alınırsa, dalak hastalıklarına çok iyi gelir.


Hacamat deri altındaki birikmiş, damarda dolaşmayan, atıl kalmış, vücuda zararlı ve biriktiği noktada ilgili organa zarar veren kirli kanın vücuttan dışarıya atılması işlemidir. Damardan kan verme işlemi ile farklıdır. Kan verme işleminde vücudun kullandığı açık renkli temiz kan gider. Hacamatla alınan kan; pıhtılaşmış jöle kıvamında, özelliğini tamamen yitirmiş, toksik maddeler içeren ve damarda dolaşmayan vücudun artık kullanmadığı kandır.   


Hacamat tedavisinin temel prensibi, uygun noktalardan pıhtılar ve toksik maddeler vakumlanarak; kılcal damarlardaki tıkanıklıkları açma ve kirli kanın temizlenmesi işlemidir. Bu şekilde o bölgedeki organlara kan akışı düzenlenerek organın hastalığının düzelmesinde etkili olacak temiz ve düzenli kan dolaşımı sağlanmış olur. Hacamat çok hızlı tesir gösterir, çok etkilidir ve hiç bir yan etkisi yoktur.


“Hacamat; Peygamber Efendimizin (SAV)  zamanında da kullanılan tıbbi metodlardan biridir. Efendimiz (SAV) bizzat kendisi hacamat yaptırmış ve birçok hadisi şeriflerin de de haca­mat yaptırmayı teşvik etmiştir. Hacamatı o dönemde uygulanan en iyi tedavi me­totları arasında sayan (Buhari, Tıp, 13; Müslim, Müsâkat, 62, 63) Resul-i Ek­rem’in ve ashabının genel olarak ağrıya ve baş ağrısına karşı (Buhari, Tıp, 15; Ebu Dâvûd, Tıp, 3) baş, omuz, boyun damarları, kalça ve ayağın üstünden haca­mat yaptırdığı (Buhari, Tıp, 14, 15; Ebû Dâvûd, Menâsik, 35, Tıp, 4. 5; Tirmizî, Tıp, 12; İbn Mâce, Tıp, 21), hacama­tın akla ve hafızaya kuvvet verdiğini söy­lediği (İbn Mâce, Tıp, 22) hadislerde belirtilmektedir.

Maalesef, ülkemizde hacamat yıllarca horlanmış, aşağılanmış, yasaklanmış, sonunda bu meslekler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Oysaki Amerika ve Avrupa'da bu tıbbi metodlar üzerine araştırmalar yapılmaktadır ve bu geleneksel uygulamalar "modern tıbbın yeni uygulamaları" olarak anavatanına geri dönmek üzeredir.

Hacamatı yasaklamanın yüzeysel sebeplerinden biri "bulaşıcı hastalıkla­rın çoğalması" korkusudur. Halbuki bu metod kusursuz ve mükemmel bir metoddur. Hastalığın bulaşmasına da imkan yoktur, çünkü kan dışarı sızar­ken, bulaşıcı mikroplar hiçbir şekilde içeri giremez. Neşter veya kavanoz­da bulaşıcı veya zehirleyici madde olsa ve vücuda girmeye çalışsa bile kan onu dışarı atar. Hacamat bittikten sonra kesiklere dokunmadan, kanın dur­masını ve kurumasını beklemek gerekir. Kanı silmeye, kesiklere antiseptik kullanmaya, merhem sürmeye veya bantlamaya gerek yoktur.

Çünkü taze kesikler için kandan daha iyi yara temizleyici, kapatıcı, enfeksiyondan ko­ruyucu ve iyileştirici bir şey yoktur.

 
Eklenme Tarihi : 03/04/17 11:59:58   -   Görüntülenme : 379
 
 

Makaleler Ana Sayfasına Git